Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

Muhalefetin mumu...

Siyasetle iştigal eden siyasetçilerin “ego”larının niçin ve nasıl böylesine şiştiğine hep hayret etmişimdir. Belki de bunun sebebi bizzat aktif ve sıcak siyasetin içinde hiç bulunmamamdır. Siyaset, belki de siyasetçilerin (ve tabii ki liderlerin) ihtirasları olmadığı takdirde siyaset olmaktan çıkan bir özelliğe sahip. En azından Türkiye düzleminde bu böyle görünüyor..
Belki de siyasetin ne olduğu, ne için yapıldığı ve nasıl yapıldığı hakkında bir “siyaset kültürümüz” yok. Ya da, siyasetle ilgili genelgeçer teoriler ülkemizde pek geçerli olmuyor. Demokrasi ve siyaset kültürümüzün bu görünüme sahip olmasında, kısa demokrasi tarihimizin sık sık yapılan darbelerle “süslenmesinin” mutlaka etkisi vardır. Ama, bu darbe kültürünün gelişmesinde de, bizdeki mevcut siyaset ve demokrasi kültürümüzün de etkisi yok mudur?
Şimdi sorumuza geçelim: Bir ülkede, mesela Türkiye’de, muhalefetin görevi nedir? Muhalefet niye vardır? Bu soruya, siyaset kitaplarına ya da ansiklopedilere bakarak hemen cevap vermek kolaydır. Üstelik bu cevap da standarttır, klasiktir; hangi kaynağa bakarsanız bakın, içerik olarak aynıdır..
Teoriyi anlamanın ya da teoriyi çürütmenin bir yolu vardır o da, pratiğe bakmaktır. Öyleyse, hepimizin de yakından bildiği, şahit olduğu ve yaşadığı ülkemiz pratiğinden yola çıkalım ve soralım: “Türkiye’de, muhalefetin görevi nedir?
Bu sorunun cevabı için ansiklopedilere, sözlüklere ya da siyaset kitaplarına bakmayın, bulamazsınız. Bu sorunun cevabını biraz hafızanızı zorlayarak ya da biraz çaba sonucu yakın tarihteki gazete nüshalarına göz atarak bulabilirsiniz. Cevap kısadır, özdür ve içerik olarak da –ülkemiz gerçeği itibariyle- değişmez: “Türkiye’de muhalefetin tek bir görevi vardır, o da, muhalefete düşer düşmez hemen seçim istemek, sandığı göstermektir!”
Niçin? Çünkü Türkiye’deki siyasetçilerin muhalefette kalmaya tahammülleri yok. Türkiye’deki her siyasetçi (ve lider) kendi yerinin muhalefet sıraları olmadığı; ülkenin onca sorunu varken ve kendisi de o sorunları çözmeye muktedirken muhalefette kalmasının haksızlık olduğu inancına sahiptir. Ben buna inanç değil “ihtiras” demenin daha doğru olacağını düşünüyorum..
“İhtiras” olmaksızın siyaset ve siyasetçi olmadığı itirazı gelecektir şüphesiz ama ben yine de Türkiye’deki mevcut siyasi ve demokrasi kültürsüzlüğümüzün temelinde bu “ihtiras” olgusunun yattığını iddia edeceğim. Bu, maalesef bütün siyasi kurumlarımız, liderlerimiz ve siyasetçilerimize sirayet etmiş bir olgudur.. Bugün iktidarda olup yarın muhalefete düşenlerin de aynı tavrı ve yaklaşımı sergilediğini biliyoruz..
Kendisi, dışardan desteklediği ve istikrarlı bir görünüm arzeden hükümeti yıkan ve bugün Meclis dışında kalan köklü bir siyasi partinin lideri “seçim” istiyor.. Niçin? Hani bir mucize olur da, seçim sonrası Meclis’e tekrar girebilir miyim umudu ve beklentisiyle..
Refahyol gibi tecrübeyi Türkiye’ye yaşatan ve o dönemde ülkeyi uçurumun eşiğine getiren Tansu Çiller sandığı gösteriyor. Diyor ki “bana 6 ay verin, her şeyi halledeyim çekileyim”. Niçin? İlki, bu ülkenin en ihtiraslı politikacısı olduğu; ikincisi de, yarım bıraktığı “halletme” işini tamamlamak için..
MGK zirvesinde bu ülkenin başbakanına inanılmaz bir üslup sergileyen Cumhurbaşkanının tavrını desteklediğini açıklayacak kadar oportünizm çukuruna düşen Recai Kutan ve taifesi de sandığa gidelim diyor.. Yarın, Cumhurbaşkanının önüne gidebilecek “parti kapatma” kararı ihtimaline karşı böylesine siyasi oportünizm (siyasi yalakalık da diyebiliriz) sergileyen bu partinin kurmayları, kapatma kararı çıkarsa nasıl bir tavır sergileyecekler, bu da ayrı bir merak konusu..
Çok partili demokratik hayata geçmesinin üzerinden şu kadar yıl bile geçmemesine rağmen bu kadar çok hükümet görmüş kaç ülke vardır dünyada? Niçin bu ülkede seçimler 4  ya da 5 yılda bir yapılır diye kanunlar vardır da muhalefet bu sürenin dolmasını beklemeden, hatta yeni hükümet kurulur kurulmaz “sandığa gidelim, seçime gidelim” diye çığırtkanlık yapmaya başlar?
Çünkü bu ülkedeki siyasetçilerin kafalarında, zihinlerinde, egolarında muhalefetin de bir erdem ve sorumluluk gerektirdiği şuuru oluşmamıştır da ondan.. Siyasetin, sadece iktidarda iken, yönetimde iken siyaset olduğu yanılgısı ve saplantısı vardır da ondan.. Siyaseten hazımsızlık, siyaseten sabırsızlık ve siyaseten muhterislik almış başını gitmektedir de ondan..
Sahi, Türkiye’de süresini dolduran kaç hükümet vardır bileniniz var mı?

ilksayfa