F tipi gafiller
- Cezaevlerinin nasıl bir kangren halini aldığı ve devletin de bu konuda inanılmaz bir acizlik içinde olduğunu artık tekrar etmeye gerek yok. Devlet, yıllar önce Eskişehir E Tipi Cezaevini, yine teröristlerin baskıları sonucu kapatmakla, cezaevleri üzerindeki hakimiyetini kaybetmiş oldu. Cezaevleri teröristlere teslim edildi; onların bu mekanları diledikleri gibi kullanmalarına ses çıkarılamadı.
- Kim ne derse desin, solcu teröristler bu cezaevlerinde Marksist-Leninist ihtilallerini gerçekleştirmişler, buralarda kendi “sosyalist-komünist” düzenlerini inşa etmişler ve etrafı duvarlarla çevrili “cumhuriyet”leri içinde dilediğince yaşar hale gelmişler.
- Bayrampaşa ve diğer cezaevlerindeki görüntülere bakın. Ayrı ayrı koğuşlarda olmaları gereken kız ve erkek teröristler bir aradalar.. Birlikte törenler düzenliyorlar. Ölüm orucu düzenleyip hangi garibanın bu “adak” eyleminde telef olacağını belirliyorlar; başlarına kırmızı kurdele bağlayıp “işte bu boş çerçevede sen de onurlu bir şekilde yerini alacaksın yoldaş” gazıyla gencecik insanları ölümün kucağına atıyorlar.
- Ama haklarını yemeyelim. O gencecik saf insanları ölümün ya da iflah olmaz bedensel sakatlıkların kucağına atıyorlar ama bunun da semeresini görüyorlar. Çünkü karşılarında bu tür eylemler sonrasında sürekli taviz vermeye alışık bir “devlet” var. Otururlar pazarlığa çatır çatır da alacaklarını alırlar.. Eh, her ölüm orucu sonrasında bu devletten bir şeyler koparıyorsa bu örgütler, niye kendilerine gencecik kurbanlar bulmasınlar ki?
- Bu komik oyunun vazgeçilmez diğer oyuncularını da unutmayalım. Cezaevi ve ölüm orucu denilince hemen ilk akla gelen isim olan Yaşar Kemal ve ona benzer 4-5 “aydın” hemen kolları sıvarlar, cezaevlerine giderler, orada teröristlerle oturur konuşurlar ve onları “ikna etmeye” çalışırlar..Aslında bu ikna çabaları göstermelik ve medyatiktir; oyunun senaryosu zaten önceden bellidir. İçerideki teröristler her şeyi önceden planladığı için, devletin ne gibi tavizler vereceği, hangi aydınların bu işe burunlarını sokacakları ve eylemi ne zaman bitirileceği belirlenmiştir.
- F tipi cezaevlerine karşı çıkanları iki sınıfa ayırıyorum: Birinci sınıfta, hayatında hiç cezaevi görmemiş ve bu f tipi cezaevlerini gerçekten birer “cehennem” gibi algılayan saflar bulunuyor. Televizyon ekranlarına çıkıp “koğuş sistemi Türk toplumuna özgüdür, hücre sistemi uygun değildir” diye ahkam kesen sosyologlar ve psikologlar da bu sınıfa dahildir. Yaklaşımları kesinlikle ideolojiktir ve medyatiktir..
- İkinci sınıfta, f tipi cezaevlerinin uygulamaya geçmesiyle birlikte içerideki teröristlerin hakimiyetlerinin sonunun geleceğini bilen bilinçli, kasıtlı ve fanatik kişiler bulunuyor. Bunların derdi, cezaevlerinde insanca yaşam filan değildir; bunlar sol örgütlerin cezaevlerindeki hegemonyalarının biteceğinden endişelidirler. İçeridekilere destek maksadıyla protesto gösterilerine katılan, basın toplantıları düzenleyen aydın-sanatçı takımı da bu sınıf içindedir.
- Hangi sınıftan olursa olsun, f tipi cezaevlerine karşı çıkan çokbilmişlerin bilmedikleri bir şey var, o da, şimdiki haliyle cezaevleri tam anlamıyla birer terörist yetiştirme merkezidir. Burada gencecik sempatizanlar eğitiliyor ve dışarıya profesyonel terörist olarak gönderiliyor. Unutulmasın ki, f tipi cezaevlerine karşı çıkan her kimse, gün gelir, o cezaevinden çıkan teröristin herhangi bir eyleminde kendisi ya da yakınları da zarar görür. Sinemacı Onat Kutlar, bir otelin kafeteryasına konan bombanın patlamasıyla öldüğünde, hemen malum çevrenin malum insanları “kahrolsun şeriatçılar” histerisine tutulmuş; bombayı koyanın PKK’lı olduğu ortaya çıkınca da sus pus olmuşlardı. Yine yarın, bir başka yerde, benzeri bir eylem sonucunda birileri ölebilir.. İşte o muhtemel saldırıyı gerçekleştiren her kim olacaksa, bilinmelidir ki, cezaevinde yetiştirilmiştir
ilksayfa