Sorunlu ve sorumsuz medya
- Geçen haftaki yazımı okuyan bir okuyucumuz e-mailime gönderdiği yazısında medya konusunda söylediklerime büyük ölçüde katıldığını belirtmiş “ama, hırsızın hiç mi suçu yok?” benzetmesiyle, “medya maymunu” olmak için her türlü şaklabanlığı yapanların da mevcut vahamette başlıca rolü oynadıklarını not düşmüş.
- Tabii ki bu okuyucu haklı. Yani, “medya maymunu” olmak ve böylece kendine yapay “ün, şöhret ve para” sağlamak isteyenler olmasa, medya kendine malzemeyi nereden bulacak? Ne var ki meselenin özü de burada. “Hırsızın hiç mi suçu yok?” sorusu burada biraz havada kalıyor. Çünkü hırsızlık zaten suçtur; yani hırsız zaten baştan suçludur, onun suçunun olup olmadığını sormak da anlamsızdır. Mesele, medyanın bu “hırsızı” kendine malzeme olarak alıp, giderek onu “hırsız” konumundan çıkarması ve tabiri caizse “aklaması”dır. Mesela, Çankaya’da köşkün kapısında soyunan kadının maksadı ve niyeti bellidir. Medya bu kadını günlerce ekranlara çıkarıyor, “ünlü” yapıyor ve sonuçta bu kadın şarkıcılığa-türkücülüğe de soyunacak hale getiriyorsa, bu durumda “hırsız”ın suçlu olup olmaması değil, medyanın o “hırsız”ı ne hale getirdiği önem kazanıyor..
- Şimdi gelelim diğer örneklere: Daha önce de yazmıştım sanıyorum, mesela bir “büyük” gazete, internette bir “chat” olayının ardından bir ailenin dağıldığını haber yapıyorsa ve aynı haberin altına da “internette chat nasıl yapılır” diyerek ayrıntılı bilgi veriyorsa, bu ne demektir?
- Ya da aynı şekilde, yine “büyük” bir gazetede, kumarhanelerin kapatılması üzerine internette kumar olayının arttığı haberi yer alıyorsa ve yine o haberin altında internette kumarın nasıl oynanacağı ayrıntılı bir şekilde anlatılıyorsa, bu ne demektir?
- Haftada bir “şiddet” olayının arttığından dem vurup, uzmanlardan da görüşler alarak şiddet üzerine haberler yapan medya organlarının, hem gazetelerde hem de televizyon ekranlarında şiddeti özendirici haber ya da programlar vermesi ne demektir? Niçin büyük gazetelerin üçüncü sayfaları -ki prestiji yüksek olan sayfalardır- yurdun dört bir yanında meydana gelen cinayet, ırza geçme, trafik kazaları gibi, içinde bol kan ve şiddet olan haberlerle doludur?
- Niçin, hemen hemen bütün kanallarda, içinde mafyanın, silahın, şiddetin bol miktarda bulunduğu diziler vardır? Niçin, gazeteler her gün mafya babalarını haber yaparlar, onları birer “kahraman” gibi lanse ederler? Niçin, çeteleri, mafyayı, devleti soyup soğana çeviren hortumcuları, kendini mehdi sanan uçukları, sürekli gündemde kalmak isteyen “sanatçı” bozuntularını çarşaf çarşaf “haber yaparlar? Ve üstelik bunları niçin “halkı aydınlatmak, haberdar kılmak” türünden –kendilerinin de inanmadıkları- gerekçenin arkasına sığınarak yaparlar?
- Çifte standart, ikiyüzlülük, aymazlık, sorumsuzluk bizim medyanın kronikleşmiş saplantılarıdır. Alın size çifte standardın en güzel örneği: 11 ay boyunca din-iman aleyhine her türlü herzeyi yiyen medya, Ramazan ayı gelince, çok satma adına, raiting alma uğruna yüzseksen derece dönüş yapar ve promosyonlarla vatandaşın manevi duygularını paraya tahvil etmeye çalışır.. Dini, İslam’ı, namazı, Kur’an’ı, ezanı “sevdirmek” için bir ay boyunca faaliyet gösterir ama sonraki 11 ay “gerici, mürteci” avına çıkar..
- Boynun niye eğri sorusuna “nerem doğru ki” diye cevap veren deve örneğinde olduğu gibi, bizim medyamız için de “neresi doğru ki” yargısına varmak zor değildir. Otokontrol mekanizmasını asla işletmeyen, o sürekli dile getirdikleri çuvaldızı bir türlü kendine batırmayan, eleştiri babında kendisine ne söylenirse söylensin üzerine alınmayan ve bildiği yolda yürüyen medya “düzelmediği” sürece, galiba bu ülke de bir çok şey de düzelmeyecek.. Sorunlu ve sorumsuz bir medyaya değil, sorunsuz ve sorumlu bir medyaya ihtiyacı var bu ülkenin..
ilksayfa