Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

Değerlerimize saygı, milliyetçiliğimizin gereğidir

Fikir temeli üzerine yükselen siyasi-ideolojik akımlar, mevcudiyetlerini ve aktivitelerini sürdürebilmek için en başta, fikrinin sağlam olmasına ihtiyaç duyar. Ortaya çıkış sebebi ve zemininden tutun da, sistematize oluşundan kitlelere empoze edilmesine kadar bir dizi  süreç geçiren siyasi-ideolojik akımlar, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen ve üstelik her türlü engelleme ve baskılarla sindirilmeye çalışılmasına rağmen, hala ayakta kalabilmişlerse, bu, o akımların her bakımdan temelinin sağlam olduğunu gösterir.

Tarihle, bugünle, gelecekle, toplumla ve insanla uyuşmayan ve bağdaşmayan ideolojilerin ömrü ise uzun değildir. Teoride olsun pratikte olsun, bu özelliği olmayan ideolojiler kısa süre içinde etkinliklerini ve varlıklarını kaybederler ve tarih kitapları içinde birer madde olmaktan öteye gidemezler.

***

Türk milliyetçiliği ve Türkçülük gibi siyasi-ideolojik hareketler, bu topraklarda kökleşmiş, filizlenmiş, büyümüş ve her türlü olumsuz karşı koymalara rağmen yıkılmadan varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Türk milliyetçiliğinin bugün yükselen değer olarak güçlü bir konumda olması, Türk milliyetçiliğinin en güçlü temsilcisi olan MHP’nin de bugün ikinci büyük parti olarak iktidar ortağı olması, ve hatta sol yelpazede olmasına rağmen bir partinin milliyetçilik unsurlarını kullanarak birinci parti konumuna gelmesi, milliyetçilik fikrinin Türkiye ve Türk milleti için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Türk milliyetçiliği ideolojisinin bugün Türkiye’de belirleyici bir unsur olarak Türk siyasetinin pratiğine damgasını vurması, bu ideolojinin sağlam temeller üzerine bina edildiğini göstermektedir. Şüphesiz ki bu binanın sağlam olmasındaki en önemli pay, Türk Milliyetçiliği-Türkçülük ideolojisinin fikri temellerini atan düşünür ve fikir adamlarımızındır.

Yaklaşık yüz yıllık süreç içinde, sayıları yüzleri bulan değerli fikir ve düşünce adamları, Türk milliyetçiliği-Türkçülük fikriyatını, tıpkı arıların bal peteğini doldurmaları gibi, çeşitli yönlerden ele almışlar, işlemişler ve bizlere sunmuşlardır. Bizler de, şimdi isimlerini tek tek burada sayamayacağımız bu fikir ve düşünce adamlarımızın yazdıkları kitapları, makaleleri ve hatta şiirleri okuyarak, özümseyerek bu fikriyata gönül verdik; savunuculuğunu ve uygulayıcılığını yaptık.

Öyleyse bizlere düşen iki önemli görev vardır. İlkin, bu değerli fikir adamlarımızı minnet, şükran ve hayırla anmak; ikinci olarak da, her fırsatta bu şahısların eserlerini yeniden okuyarak kendimizi geliştirmek..

Bunların birini ya da ikisini de yapmıyor isek en azından o zaman geçmişte şöyle ya da böyle fikri katkıları olan bu değerlerimiz aleyhinde konuşmalar yapmayacağız; onları küçümsemeyeceğiz, olur olmaz yerlerde aleyhlerinde atıp tutmayacağız.

Bu konuda Nihal Atsız Beğ’in şu sözleri bize yol göstersin (Türkçülük kelimesi yerine siz başka kavramlarda koyabilirsiniz, ben olduğu gibi alıyorum):

“Türkçülüğün, sert bir ahlakı vardır. Türkçü kendisini mühimsemez, alçak gönüllüdür, suç yapmışsa ve yanılmışsa itiraf eder. Geçmişe ve eski değerlere bağlıdır. Eski Türkçüleri devirerek yükselmeyi düşünmez. Kalbi yalnız milletine hizmet etmek duygusu ile vurur. Bencillik davasında değildir. Her dinde ve her ahlak prensibinde kötü olan yalan, iftira gibi küçüklüklerin yanından bile geçmez. Kendisine soykütüğü uydurmaz ve hele babası veya dedesi şüpheli bir çevreden gelmiş birisi ise, bu şüpheyi gidermek için kendisini Anadolu’nun koyu Türk çevrelerinden birisine yamamak teşebbüsüne girişmez. Bilhassa, yıllarca çalışarak Türkçülüğe hizmet ettikten sonra az veya çok bir manevi mevki kazanmak gibi namuslu ve şerefli bir yol dururken, bir hamlede yükselmek için eskileri baltalamak gibi çirkin ve şerefsiz bir harekete başvurmaz. Bunları yapan Türkçü değildir. Bu gibi insanların Türkçülerin kadrosunda yeri yoktur”.

ilksayfa