Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

Yüzyılla sözleşme

Kurultay sonrası medya organlarında, özellikle MHP’ye muhalif çevrelerde, kurultaya yönelik gözlem, yorum ve notlarda şaşkınlık, inanmazlık ve hayal kırıklığı gördüm. Şaşırmışlardı, inanamamışlardı ve hayal kırıklığına uğramışlardı, çünkü, kafalarındaki ön yargıları, beklentileri ve temennileri boşa çıkaran bir kurultayla karşılaşmışlardı..

Organizasyonla ilgili olanlar bir kenara, belki de onları en çok şaşırtan ve hayal kırıklığına uğratan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuşmasıydı. Yaklaşık iki saat süren bu konuşma, hem üslup hem de içerik olarak, bu çevrelerin beklentilerini boşa çıkarmıştı.

Bekliyorlardı ki Bahçeli bu konuşmasında sağa sola çatsın, hamaset yapsın, delegelerin ve kamuoyunun nabzına göre şerbet versin, onları şahlandıracak sloganlar atsın.. Bekliyorlardı ki, Bahçeli ülke ve dünya gerçeklerine aykırı şeyler söylesin; olmayacak sözler versin, olmayacak vaatlerde bulunsun.. Böyle olsun ki, “işte MHP, bildiğimiz MHP” diyebilsinler...

Bildikleri ve bekledikleri MHP’yi göremediler ne yazık ki! Ne organizasyon konusunda, ne de Genel Başkanın konuşması ilgili olarak umduklarını bulamadılar; yine de muhalifliklerinden vazgeçememe saplantısıyla, birtakım kırıntılarla günü kurtarmaya çalıştılar..

***

Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi, her kurultay, Milliyetçi Hareket Partisi’ni daha ileri noktalara götüren bir motivasyon aracıdır. Dün böyle oldu, bugün de böyle, yarın da böyle olacak.. 5 Kasım kurultayının da aynı şekilde MHP’yi çok daha ileriye, iktidara götüreceğini dost-düşman herkes gördü..

Sayın Devlet Bahçeli’nin bir kongre nutkundan ziyade tarihi bir konferans niteliği taşıyan konuşması, sadece MHP için değil, Türkiye için de, gelecek günlerin parlak ve umut dolu olduğunu ortaya koymuştur.

Her şeyden önce MHP, yeni bir yüzyıla girdiğimizin ve bu yüzyılda her yönden güçlü olan devletlerin ayakta kalacağının idraki içindedir. “Yüzyılla sözleşme” diskurunun özünde de bu idrak yatmaktadır. Dün geride kaldı, bugün de geride kalacak ama önemli olan yarındır, gelecektir.. Önümüzde yüz yıllık bir süre vardır ve Türkiye’nin bu yüzyılda artık makus talihini yıkıp her yönden etkin bir ülke olması tarihi bir zorunluluk haline gelmiştir.

Şüphesiz ki bunu istemek yeterli olmuyor. Yani “tamam Türkiye böyle bir ülke olsun” demenin tek başına bir anlamı yok. Mesele, böyle bir hedefe ulaşabilmenin gereklerini yerine getirmektir; bu hedefe nasıl ulaşılabileceğinin stratejilerini gerçekçi bir şekilde çizebilmektir.

Türkiye’nin güçlü ve büyük bir ülke olma idealini gerçekleştirebilmesi açısından MHP’nin önemli bir rol oynayacağı, geçen bir buçuk yıllık iktidar ortaklığı süresince sergilediği icraatla ortaya zaten çıkmıştır. Şimdi sıra, daha sonraki dönemlerde tek başına iktidara gelerek, Türkiye’nin büyük ülke olma yolundaki süreci daha da kısaltmak ve hızlandırmaktır.

MHP, siyasi ve idari kadro olarak buna hazırlanmalıdır ve bunu da yapacaktır. Ama, MHP tabanının da, MHP’ye gönül ve oy verenlerin de aynı şekilde, bu hedef doğrultusunda MHP’ye desteklerinin sürmesi, günübirlik çıkarların ötesinde, ülke ve milletin geleceğini düşünerek sabırlı, kararlı ve azimli olması gerekmektedir.

Sonuçta, 5 Kasım kurultayı, hem MHP açısından, hem MHP’ye gönül ve oy verenler açısından, hem de Türkiye açısından, gerçek anlamda “yeni yılla sözleşme” olmuştur..

ilksayfa