Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

Lobi ve Fobi

 
Son iki haftadır sözde Ermeni soykırım tasarısıyla yatıp kalkıyoruz. Bu karar tasarısı komisyonlarda kabul edilmiş de Temsilciler Meclisi’nin önüne gelecekmiş de, sonra kabul edilirse başımız ağrırmış da.. Herkeste bir telaş bir telaş.. Öyle ki, sanki bu karar tasarısı kabul edilir de yasa haline gelirse Türkiye elden gidecek! Sanki, bu karar tasarısı yasa haline gelirse Ermenistan, Türkiye’den toprak talebinde bulunacak da Türkiye de “al gülüm” diyecek! Bana kalırsa bu karar tasarısı kabul edilsin, yasa haline gelsin, ABD Başkanı da bilmem ne tarihinde çıksın, konuşmasında bu “soykırımı” dile getirsin.. Tarih ve arşivler bizden yana olduktan sonra, gocunmamızı, çekinmemizi gerektiren ne olabilir ki? Onlar, olmayan bir soykırımını dile getirip getirip otursunlar debelensinler, biz de elimizdeki bilgiler doğrultusunda, onların gerçek yüzlerini ortaya koyma fırsatını değerlendirelim...
Meseleyi önemsemediğim, hafife aldığım, basite indirgediğim düşünülmesin. Öyle bir niyetim yok.. Sadece muhtemel en kötü (ki bu, karar tasarısının yasalaşması olarak gösteriliyor) gelişme sonrası bizim nasıl bir tavır almamız gerektiği üzerinde zihin jimnastiği yapıyorum. Ayrıca, artık kanıksar hale geldiğimiz bu hususları birer “fobi” gibi algılamamamız gerektiğini düşünüyorum.
Bilindiği gibi fobi, mantıksız korku anlamına geliyor. Herhangi bir korku nesnesi olmadığı halde kişilerin o nesneye karşı –elinde olmaksızın- korku hissetmesidir fobi. Mesela bir insan, bir hamamböceğinden korkuyorsa, bu bir fobidir.. Türkiye’nin ve bizlerin işte bu fobiden kurtulması gerekir diyorum..
Fobiden kurtulmanın en basit ve geçerli yolu ise, fobinin üzerine gitmektir. Mesela, karanlık fobisi olan insan, birazcık irade gösterip, karanlıkta bir süre kaldığında, o karanlığın bir korku unsuru olmadığını anlayacak ve artık karanlıktan korkmaz hale gelecektir..
Kısacası, fobinin mantığını anladığınızda fobi geliştirip boş yere mantıksız korku geliştirmezsiniz. Türkiye’nin, son sözde soykırım tasarısıyla ilgili olarak, üzerinden atamadığı fobilerden biri de “lobi”ler.. Yani, ABD’deki lobiler..
Dünyanın dört bir yanından gelen göçmenlerle adeta milliyetler yumağı olan ABD’de, “yasama” ve “yürütme” organlarını etkisi altına alan çok sayıda “lobi” var ve bunlar güçleri oranında karar alma mercilerini yönlendirebiliyorlar.
Amerika’daki lobiler ve bunların yöntemleri ve faaliyetleri konusunda elimde çok güzel bir kitap var. Tayyar Arı imzalı bu kitabın adı “Amerika’da Siyasal Yapı Lobiler ve Dış Politika” (Alfa Yayınları, İstanbul). Arı bu kitabında “Baskı grupları” ve “lobi”lerin ABD’de nasıl  faaliyet gösterdiklerini ayrıntılarıyla anlatıyor. Ben bu kitaptan size iki lobinin (yani Türk ve Ermeni lobilerinin)  ABD’deki durumlarıyla ilgili birer paragraf aktaracağım. Sanıyorum, bu kısa karşılaştırma bile, “lobi”ler üzerinde niçin “fobi” sahibi olduğumuzu gösterecektir:
Türk Lobisi: “Amerika’daki Türk lobisi, rekabet etmek durumunda kaldığı lobilerle karşılaştırıldığında bazı dezavantajlara sahiptir. 300.000 dolayında oldukları tahmin edilen Amerika’daki Türk toplumu başarılı bir lobi çalışması için elverişli bir sayı oluşturmuyor...  Çok sayıda Türk, Türk vatandaşlığından çıkarak ABD vatandaşlığını kabul etmediği için, bir çok hakkı kullanamamaktadır. Öte yandan, buradaki Türklerde siyasal katılım da son derece düşük. Kısacası, Sayıca az ve dağınık olmaları oy açısından Kongre üyeleri için bir cazibe oluşturmuyor. Siyasal katılımın az olması, parasal katkının da düşük olması sonucunu doğuruyor. Bir diğer dezavantaj da, Amerika’da lobiciliğin gerekli olduğunun Türkiye tarafından oldukça geç anlaşılmış olmasıdır.”
Ermeni Lobisi: “1970’lerin başından itibaren Amerikan politikasında varlığını hissettiren Ermeni lobisi 1984 yılında Amerika’daki tüm Ermeni örgütlerinin Amerikan Ermeni Asemblesi adıyla bir çatı altında toplanmasıyla daha da etkili olmaya başlamıştır... 800.000 dolayındaki nüfusuna rağmen Batı din ve kültürüne ait bir topluluk olmaları ve geri kalan Amerikan toplumuyla çabuk ilişki kurabilmeleri ve kaynaşabilmeleri, ayrıca Yunan lobisi tarafından desteklenmesi ona başarılı bir lobi görüntüsü vermektedir. Bunun yanında Ermeni lobisi, çok iyi organize olmuş bir lobi olarak, hem Kongre ile ilişkileri hem de grass roots faaliyetini başarılı bir şekilde büyük bir ciddiyetle yapmaktadır. Ermeni lobisinin, ABD’nin Ermenistan’a insani yardım programları, teknik yardım ve kalkınma yardımı konularında Kongre üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Bunların dışında öncelikli konular arasında Azerbaycan’a ve Türkiye’ye müeyyideler uygulanması bulunuyor. Çok iyi organize olmuş ve çok çalışan bir lobi görünümünde olar Ermeni lobisinin en önemli avantajı Kongre’de çok etkili isimler tarafından açıkça desteklenmesidir.”
İşte iki lobinin karşılaştırması.. Ayrıntılara girmedim, girseydim durumun vahameti daha da belirgin hale gelirdi. Ama yukarıdaki karşılaştırma bile Türkiye’nin lobicilik konusunda ne kadar geride kaldığını göstermektedir. Ermeniler (ve diğer Türkiye düşmanı lobiler) 70’lerde bu işin önemini farkedip girişimlerde bulunurken, Türkiye’nin bu işe 80’lerden sonra uyanması, bugünkü zaafımızın başlıca sebeplerindendir..
Yapılması gereken: Karanlığa küfredip kızmaktansa, bir mum yakmak.. Lobiciliğin önemini anlamak için illaki diğer lobilerin “soykırım” gibi saçma bir tasarıyı meclisten geçirmelerini mi beklemek gerekiyor?

ilksayfa