"Önce Türkçe gider, sonra Türkiye!"
- Ya dikkatimizden kaçtı, ya da özellikle kaçırıldı bilmiyorum, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı 30 Mart 2000 gün ve 32 sayılı bir karar almış. 2511 sayılı Tebliğler Dergisi’nde yayımlanan bu karara göre, ana okullarından başlayarak Türk çocuklarına yabancı dil öğretilecekmiş. Yani, 5-6 yaş grubundaki çocuklarımız da “yabancı dil” öğrenecekler!
- Talim Terbiye Kurulu’nun böyle bir karar aldığını, Orkun Dergisi’nin son (eylül) sayısında, konuyla ilgili yazılardan öğrendim. Dergi, bu konuya ağırlıklı olarak değinmiş ve ilgili kişilerin yazı ve görüşlerine yer vermiş. Ben fazla yoruma girmeksizin, bu görüş ve yazılardan kısa iktibaslar yaparak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın almış olduğu bu ilginç ve bir o kadar da düşündürücü karar üzerinde durmak istiyorum.
- “Türkçe” konusu üzerinde şimdiye kadarki görüş ve düşünceleriyle bir hayli ilgi ve beğeni toplayan Prof.Dr. Oktay Sinanoğlu “Türkçe Giderse Türkiye Gider” başlıklı yazısında, yine benzer şekilde hassasiyetini, tepkisini ve kızgınlığını ortaya koymuş: “Unutmayalım: Türkiye’nin kurtuluşu Türkçe’nin kurtuluşuna bağlıdır; Türkçe giderse, ne Türkiye kalır, ne Türk Dünyası, ne de Türk (Yani Türk Kültürü’ne mensup olanlar)”. Sinanoğlu, TTK’nun aldığı kararla ilgili olarak da “İşte 40 yıldır korktuğum başımıza geldi. Bundan sonra bir nesil geçince (Kazakistan’da da Rusların yaptığı gibi) ana baba, çocuğuyla Türkçe konuşamayacak” diyor ve devam ediyor: “Hala çıkıp ‘Yani çocuklarımız İngilizce öğrenmesin mi?’ diyecekler var mı? Gerçi, bu ayaklara artık pek gerek kalmadı. İç düşmanlar, dış düşman ortada gözükmeden, aldı başını gidiyor, pervasızca bir gidiş, gidiş değil tasallut. Türk’ün her değerine korkunç bir saldırı. Çocuklar, her ülkedeki gibi önce kendi dilini (yani çoğunluğun anadili) iyice, eskisiyle, yenisiyle, lehçeleri ile hele bir öğrensin, mesleğini, işini gücünü Türkçe ile yapabilir olsun, ondan sonra gereken yabancı dil veya dilleri ayrıca, yabancı dil kurslarında (her ülkedeki gibi) ve yeteri kadar öğrenebilir.”
- Prof.Dr.Hüsrev Hatemi, bu kararı tamamen olumsuz karşılamamakla birlikte, Türkçe öğretime gerekli önem ve ağırlık verilmesi şartıyla yabancı dilin öğrenilmesinin faydalı olabileceğini söylüyor: “5-6 yaş grubu, önce kendi diline saygı ve sevgiyi öğrenmelidir. Fen bilimlerinde yabancı dille öğretime karşıyım. Kendi dilimiz bilim dili için yeterlidir. Aksi halde müstemleke memleketlerin ikinci sınıf dili durumuna düşer”.
- Prof.Dr. Kemal Yavuz “Bu öğretim İngiltere’de başka bir dil için yapılıyor mu?” diye soruyor ve devam ediyor: “Bu gidişle Türkçeye gerek kalmayacak demektir. Anayasamız neyi emretmektedir. Buna da bakmalıyız”.
- Belkıs İbrahimhakkıoğlu “Devlet Eliyle Misyonerlik” başlıklı yazısında, şimdiye kadarki yabancı dille eğitimin getirdiği “başarılar”ı ironiyle ortaya koyduktan sonra şöyle diyor: “Bu ülkede her şey için insanlar sokaklara döküldü. İmza kampanyaları yapıldı. Ama dilimizin göz göre göre yoksullaştırılmasına kimse kılını kıpırdatmadı. Aydınlar, yazarlar, ilim adamları dilsizliğin sancısını en ağır şekilde çeken sizler, neden bir kere de bu hayati mesele için bir araya gelmez, yürüyüşler yapmaz, imza toplamazsınız? Yazık ki ne yazık!:..”
- “Türkçenin Çekilmediği Yer Vatandır” başlıklı yazısında İsa Kocakaplan da Talim ve Terbiye Kurulu’nun aldığı kararın ardından soruyor: “Peki bu çocuklar Türkçeyi ne zaman öğrenecekler? Ana dilini yeterince sindirememiş çocuk yabancı dili nasıl öğrenecek? Milli Eğitimin harika buluşuyla “İKİ DİLLİ” olarak yetiştirilecek bu zavallıcıklar, hangi dille nasıl sağlıklı düşünecekler, karar verecekler? Yoksa bu kararın arkasında yatan korkunç maksat, Türk çocuklarının düşünme melekelerini dumura uğratarak Türk milletinin geleceğini karartmak mıdır?
- Turgut Güler “Dil, Düşüncenin evidir” başlıklı yazısında şuna dikkat çekiyor: “Bahsedilen kararda geçen ‘Yabancı Dil Öğretimi’ ifadesi, yanlış! Çünkü, kararın açıklamalı muhtevası okununca anlaşılıyor ki, bu uygulama ile yapılacak işin adı ‘Yabancı Dil Öğretimi’ değil, tam manasıyla ‘YABANCI DİLLE EĞİTİM’dir”.
- Konuyla ilgili yazı ve görüşlerden bazıları böyle. Mesele şudur: Çocuklarımız (ve bizler) bir yabancı dil öğrenmeliyiz; bu, her geçen yıl daha “köy” haline gelen dünyamızın hızlı değişim ve dönüşümü için gereklidir. Ama, yabancı dil öğrenmek, yabancı dille eğitim demek değildir ve olmamalıdır. Bu ikisinin ayırdına varmaksızın, yabancı dil öğrenimini –bilerek ya da bilmeyerek, kasıtlı ya da kasıtsız- yabancı dille eğitimine indirgemeye yönelik her karar ve uygulama, dilimize ve dilimizin temsil ettiği bütün değerlere ihanetten başka bir şey olmaz..
ilksayfa