Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 
İpotek altındaki bellekler 
Her kitabı Amerika’da best-seller olan gerilim-korku  yazarı Dean R.Koontz’un “Yabancılar” adlı romanındaki bütün olaylar “bellek silme” üzerine kuruludur. Onbinlerce ışık yılı uzaklıktan gelen bir uzay gemisinin ıssız bir bölgeye indiği anda, o bölgedeki bir motelde bulunup da bu gemiyi gören 10-12 kişinin, bir Amerikan güvenlik birimi tarafından belleklerinin silinmesini anlatır bu roman...
O gemi “dünyanın güvenliği” icabı hiç inmemiş, kimse tarafından görülmemiş olacaktır; ama geminin indiği bu kişilerce görülmüştür; hepsinin de öldürülemeyeceği için tek çare vardır: O kişilerin bu olayı hiç hatırlamamasını sağlamak.. 3 günlük bir “bellek silme” ve “sahte yaşantılar yükleme” operasyonundan sonra bu kişiler normal hayatlarına dönerler ama o ıssız bölgede gördükleri hiçbir şeyi de hatırlamaz hale gelirler.. Ta ki, iki yıl sonra bu kişiler anormal davranışlar sergilemeye başlayana kadar...
Belleği silinenlerden ve aynı zamanda başarılı bir cerrah olan genç kadın, sergilediği garip davranışların ve anlamsız korkularının sebebini anlamak için, ülkenin en ünlü hipnotizörüne gider. Hipnotizör kadını hipnotize eder; bilinçdışı yolculuğunda iki yıl öncesine kadar gider; fakat tam o olayın olduğu geceye gelindiği anda kadın nefes alamaz hale gelir; neredeyse ölmek üzeredir. Çünkü, hipnotizör anlamıştır ki, vaktinde genç kadının belleğini silen uzmanlar aynı zamanda o belleğe bir de güvenlik supabı koymuşlardır. Öyle ki, bir şekilde o geceyle ilişkin noktaya gelindiğinde, alarm zilleri çalacak, kurban da bilinçdışı olarak kendini öldürebilecektir.. Bir başka benzetmeyle, o geceyle ilişkin en ufak bir hatırlama bile, belleğe yerleştirilen bombayı tetikleyecektir..

Koontz’un romanındaki bu olaya “ne de olsa roman, çoğu kurgu ve hayal ürünü” şeklinde yaklaşabilirsiniz; böyle bir şeyin olamayacağını düşünebilirsiniz.. Oysa, bu anlatılanlar hiç de olmayacak –ya da olmamış- şeyler değildir.. Benzer konular birçok romanda ya da filmde de işlenmiştir.

Charles Bronson’un başrolünü oynadığı “Telefon” adlı filmde de, küçük yaşlarda Rusya’da beyinleri yıkanan ve belleklerine bir “bomba” yerleştirilen; sonra da her biri mükemmel birer Amerikan vatandaşı olarak Amerika’nın ceşitli bölgelerine monte edilen Rusların, ilerlemiş yaşlarında kendilerine gelen bir telefon ve telefonda kendilerine söylenen bir “sözcük” üzerine önemli merkezleri bombalama eylemlerine girişmeleri anlatılır..

Aynı şekilde o Rusların da belleklerine tetikleyici bir sözcük ve o kelimeyi duyduğunda neler yapması gerektiği yerleştirilmiştir. Telefonda o sözcüğü duyan kişi, sanki bir robot gibi, gidiyor eylemini yapıyor...

İnsanların bellekleri üzerinde oynamak; belleği silmek, ya da suni yaşantılar eklemek imkansız değildir; yapılmıyor da değildir. Savaşlar dönemlerinde çok uygulanan “beyin yıkama” da, bir tür “yeniden bellek inşa etme” operasyonu sayılabilir.. Savaşta düşmana esir düşüp de bu operasyondan geçen kişilerin, ülkelerine döndükten sonra kendi ülkesi aleyhine, düşman ülke lehine eylemlere giriştiği, sadece romanlarda ya da filmlerde değil, gerçek hayatta da çok sık görülmüştür..

Diyelim ki bütün bunlar belirli tıbbi yada psikolojik bir takım teknikler yoluyla yapılıyor.. Peki, bu teknikler olmaksızın, bellekleri sekteye uğrayan, beyinleri yıkanan kişiler yok mudur?  Bir kelime duyduğunda ürperen, hemen tepki veren insanlar yok mudur? Kendi kafasındaki kalıplara ya da dünya görüşüne uygun olmayan bir şey duyduğunda hemen bambaşka kişiliklere bürünen insanlar yok mudur? 

Dünyayı , hayatı ve insanları sadece “kendi inandığı ve bağlandığı şekilde” gören, yorumlayan ve şekillendirmeyi düşünen; kendi inancı ve dünya görüşüne aykırı bir şeyin olduğuna ve olacağına ihtimal –ve dolayısıyla yaşama izni- vermeyen herkes bence bir şekilde beyni yıkanmış, belleği ipotek altına alınmış demektir..

İnsanların bir ideolojiye gönül vermesi, inanması, çalışması başka bir şeydir; o ideolojiye bağnazca bağlanıp, başka ideolojilerin, düşüncelerin ya da inançların varlığına tahammül edememek başkadır.  Kendisi gibi düşünmeyen ya da inanmayan insanları, eline bir silah ya da bomba alıp katleden her kim –ve ideolojisi ne- olursa olsun, belleğinde bol miktarda tetik bulunan ve beyni yıkanmış bir kurbandan başka biri değildir.
 

ilksayfa