Muhtar'ın mumu Bizim evde -eğer kayda değer bir program yoksa- bazı kanallar seyredilmez.. Bazı kanalların da özellikle bazı programları seyredilmez.. Mesela, iki televizyon kanalının “haber” programları kesinlikle bizim evde rağbet görmez... Bunlardan biri Star, diğeri de Show Tv’nin “haber”leridir..
Gerek Star gerekse Show tv’nin haber kuşaklarının, kazara onları seyredenler için ne denli ızdırap verici olduğunu bilmeyen yok gibi.. Başka kanallarda en fazla 5 dakika süren bir haberin, bu kanallarda nasıl nasıl tekrar görüntülerle 15-20 dakikaya kadar yaydırıldığını, haber niteliği taşımayacak kadar eften püften magazin olaylarının da Türkiye’nin en önemli meselelerinden biriymiş gibi gündeme getirildiğini görüp de, sinirlerine hakim olabilenlerin sayısı çok azdır..
Gülgün Feyman gibi yılların tecrübeli ve başarılı bir spikerinin, nasıl olup da böyle bir habercilik anlayışına mahkum olduğunu hala anlamış değilim.. Bunu geçelim..
Gelelim Show Tv’nin haberlerine.. Buradaki haber yönetmeni ve başspikeri hepimiz tanıyoruz. Bir zamanlar TRT’nin Atina muhabiriydi.. Sonra Türkiye’ye döndü.. Tartışma programları yapmaya başladı. Kendisini meşhur Emin Çölaşan-Mehmet Barlas kapışmasındaki o muhteşem “yöneticiliğiyle” daha iyi tanıdık. İki muarızı ekrana çıkarıp ama her ikisine de hiçbir şey söyletmeden programı bitiren tek program yöneticisi olarak tarihe geçmişti..
Çarşamba gecesi kanallar arası zap yaparken birden bu Reha Muhtar’ın o meşhur “efendim”li yüksek sesiyle karşılaştım.. Aslında gece haber kuşağında Muhtar çıkmıyordu.. Ama sanıyorum o akşam kuşağındaki görüntüler gece kuşağında tekrarlanıyordu..
Reha Muhtar’ın -herzaman olduğu gibi- bağıra çağıra konuştuğu karşı telefondaki kişi MHP’li Ceyhan Belediye Başkanı olmasaydı hemen zap yapar başka kanala geçirdim.. Lakin, meselenin ne olduğu ve Muhtar’ın niçin böyle celallendiği merakıyla izlemeye devam ettim...
Meselenin aslını öğrendik tabi bu arada nasıl olduysa.. Ceyhan’da adı Uğur Mumcu olan bir meydanın ismi değiştirilmiş ve meydana, daha önceki ismi olan Yumurtalık verilmiş..
Ben bu haberi o gece bülteninde duydum, ama nasıl olduysa bu haberi önceden duyan vatandaşlar Show TV’nin telefonlarını kilitlemişler. Uğur Mumcu’nun adının bir meydandan kaldırılmasını sindiremeyen vatandaşlar telefonlara sarılıp Show Tv’ye tepkilerini dile getirmişler; bu nasıl ayıp şeydir böyle diye telefonları kilitlemişler..
Ben o medyadaki “telefonlar kilitlendi”, “yoğun istek üzerine” gibi klasik teraneleri ac çok bildiğim için bunu pek önemsedim de, Reha Muhtar’ın bu lafın üzerinde sörf yaparak Belediye Başkanı’na “ya Allah” hücuma geçmesine takıldım..
Reha Muhtar’ın sunduğu bir haber programı “haber programı”ndan çok, bir Reha Muhtar Şov niteliği taşıyor benim için. O bir spiker gibi değil, bir şovmen gibi esiyor, gürlüyor, yargılıyor, suçluyor, kendi kafasından yorumlar üretiyor vs.vs.. Karşısındaki insan da eğer fazlaca saygılıysa, edepliyse, bu şovmen daha da kendinden geçiyor, neredeyse transa girip, huşu içinde kurbanına saldırıyor..
“Efendim siz nasil bir demokrasi şehidinin adını meydandan kaldırırsınız efendim?”... Muhtar’ın pişirip pişirip Belediye Başkanı’na sorduğu soru buydu.. Hatta bununla da kalmadı, Belediye Başkanı’na “bakın efendim siz hala Mumcu’nun demokrasi şehidi olduğunu kabul etmiyorsunuz, yani Mumcu şehit değil mi?” türünden absürd dayatmalarda bulundu..
Her ne kadar Belediye Başkanı teröre karşı olduklarını, Mumcu’nun öldürülmesini şiddetle kınadıklarını, Mumcu’ya karşı bir tavırlarını olmadığını söylemeye çalıştıysa da bunlar Reha Muhtar’ın “efendim”lerine çarpıp çarpıp geri döndü.. Bir şey sorup da cevabını almadan karşısındakinin lafını ağzına tıkıp kendi “doğru”ların karşısındaki konuğuna dayatan tek haber spikeri Reha Muhtar olsa gerek..
Belediye Başkanı, Reha Muhtar karşısında bana göre fazlaca anlayışlı bir tavır takındı.. Meydanın ismini niçin değiştirdiklerini anlatmaya çalıştıysa da ikide bir Muhtar’ın “ama o demokrasi şehidi” teranesine “iyi ama, bu kararı alan da Belediye Meclis üyeleri.. onlar da demokratik yollardan seçildiler geldiler, onların aldığı karar da demokratik; sizin demokrasi anlayışınız bu mu?” şeklinde karşılık vermedi.
Belediye Başkanı, yıllarca önce öldürülen İsmail Gerçeksöz, İlhan Darendelioğlu’ndan bahisle Reha Muhtar’a “siz bunlara niçin sahip çıkmıyorsunuz?” sorusunu yöneltti.. Muhtar “biz herkese sahip çıkarız” cevabını verdi.. Aslında soru başka şekilde yöneltilmeliydi: “Bu meydanın ismi Darendelioğlu ya da Gerçeksöz olsaydı ve Belediye Meclisi bu isimleri değiştirseydi, siz Reha Muhtar ve sizin gibi düşünenler, acaba aynı şekilde tepki verir miydiniz?”.. Muhtar’ın bu soruya vereceği cevap o anda “tabiiki” olacaktı ama bu cevap gerçekten içten ve doğru mu olacaktı siz tahmin edin.
Aslında Belediye Başkanı bu programa hazırlıklı gelseydi ve mesela Uğur Mumcu hakkında yeterli donanımla o programa çıksaydı.. Muhtar’ın “ama o demokrasi şehidi efendim” teranelerine gerekli cevapları verseydi... Mesela Mumcu’nun “unutma bizi ey halkım” makalesinden pasajlar okusaydı...
Ama Belediye Başkanı kendisinden beklenileni yaptı ve bu polemiklere girmedi.. Ve en iyisini yaptı.. Çünkü herhangi bir konuda Muhtar’la girilecek her polemik, tartışmanın taraflarından birinin sadece sadece çenesine boşuna yormasına yol açar.. Reha Muhtar, o gece sessiz ve sakin bir tavırla sorularını sorsaydı ve Belediye Başkanı da gerekli açıklamaları yapsaydı.. ben de bu yazıyı yazmak zorunda kalmazdım..