Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

Bugün 1 Mayıs!..                                                                                                            

Bugün 1 Mayıs... Bir zamanlar bu gün “Bahar Bayramı” olarak kutlanırdı. Çocukluğumuzda 1 Mayıs’ı, okulların tatil olduğu, ailecek kırlara pikniğe gidildiği gün olarak bilirdik; biz çocukken pek farkında değildik ama o gün aynı zamanda “işçi bayramı” olarak da kutlanıyormuş. Yaşımız kemale ermeye başladıktan sonra, üstelik pek de hoş olmayan, hatta kimi kez de kanlı görüntülerle özdeşleşen bir gün haline geldi 1 Mayıs.. Sonra, geçmişte yaşananların da etkisiyle olsa gerek, ihtilal sonrası “işçi bayramı” olmaktan çıkarıldı bu gün.. Sonra da “tatil” olmaktan çıkarıldı.. Böylece ne işçi bayramı kaldı orta da ne bahar bayramı..

1 Mayıs “bayram” olmaktan çıkarıldı çıkarılmasına ama, bu günü bizzat “işçi bayramı” olarak kutlama azminde ve ısrarında olan işçilerimiz (daha doğrusu işçi temsilcisi kuruluşlar) var bu ülkede ve geçtiğimiz günlerde de, “Emek Platformu” adı altında toplanan bu kuruluşlar, 1 Mayıs’ın tekrar resmi tatil olması için Meclis’e teklif bile götürdüler.. Yıllardır bir şekilde kutluyorlar ya bu günü, hiç olmazsa “resmi tatil” olsun da, meydanlara koşan işçiler “izin, vizite vs.” derdine düşmeden, “gönül rahatlığıyla” kutlasın istiyorlar bu günlerini..

Ne de olsa “bayram”, bu “özel” günde işçilerimiz, emekçilerimiz (hatta 1 Mayıs Marşı’ndaki nakarat kısmında vurgulandığı üzere, köylülerimiz) eğlenecek, oynayacak, zıplayacak, halay çekecek, bilenler zılgıt salıverecek, kısaca bir yıl boyunca “ezilen”, yorulan ve bunalan emekçi kitle kurtlarını dökmüş, rahatlamış, ferahlamış bir şekilde evlerine dönecekler..

Lakin sadece bunlar olmayacak bizim memleketin işçi bayramında.. “Emek Platformu” adı altında toplanan işçi temsilcisi kuruluşlarının “ağa”ları, yani sendika ya da konfederasyon başkanları kürsüye çıkıp işçilerin aldığı ücretlerin azlığından, emekçilerin ezildiğinden dem vuracaklar; KİT’lerin satışa çıkarılmasını protesto edecekler; bütün bunlardan işbaşındaki hükümetin sorumlu olduğuna dikkat çekecekler; konuşmalarının sonunda da işçilerin mutlaka haklarını alacaklarını, mücadeleyi kazanacaklarını vurgulayıp, bol alkış ve slogan eşliğinde kürsüden inecekler..

Bununla kalmayacak tabi.. Her zaman olduğu gibi, “işçi”leri en iyi kendilerinin temsil ettiğini iddia eden bazı gruplar ya da kuruluşlar programdışı bir şekilde bayrama iştirak etmeye çalışacak; eh böyle olunca da, körün istediği bir göz misali, diğer gruplarla bu hariçten gazel okuyan grup arasında hır-gür başlayacak.. Olaylara polis müdahale edecek; sonra da kaçmaca-kovalamaca oyunu başlayacak...

Gönül arzu etmez, dilemez ama maalesef yukarıdaki program bizim ülkemizde klasikleşmiştir; yani her bayramın gelenekleri olur ya, bizim 1 Mayıs bayramımızda yukarıdaki davranışlar artık gelenek haline gelmiştir.   Sanki son bölüm, yani hır-gür olmayınca bayram tekamüle ermeyecekmiş, sanki bir yerleri eksik kalacakmış gibi, mutlaka ne edilir edilir gelenekler yerine getirilir..

Bu bayram işçinin, köylünün, emekçinin (bu emekçi kesimin arasına memurları da katalım diyeceğim ama işçilerle memurlar arasında ülkemizde sanki gizli bir mücadele varmış gibidir, buraya birazdan geleceğim) bayramıdır ama gelin görün ki meydanları dolduran insanların en önemli ve aktif kısmını gençler oluşturur. Bunlar da daha çok üniversite öğrencileridir. Hatta bunlar bu bayramı çok ciddiye alırlar; öyle ki aylar öncesinden provalara başlarlar, kendilerine özel üniformalar bile diktirirler ve bayram günü en önce onlar meydanlara gelip bir güzel bu şenliği kutlarlar! Sanırsınız ki işçi olan, emekçi olan, köylü olan onlardır; onların hakları gaspedilmektedir, onlar ezilmektedir, sömürülmektedir.. (Aynı gençler niçin kendilerine hediye edilen Gençlik Bayramı’nda ellerinde Türk bayrağı bu bayramı kutlamazlar da, ellerinde kızıl bayrak, Mao’nun, Lenin’in portresi, dillerinde Enternasyonal, 1 Mayıs bayramını kutlarlar? Alın size bir soru...)

Eskiden (yani çok değil bundan 15 yıl kadar önce, yani henüz çökmemişken) Sovyetler Birliği’ndeki 1 Mayıs kutlamaları sanki bir gövde gösterisiymişcesine, tankların, roketlerin de korteje dahil edildiği dev gösteriler şeklinde olurdu. Aynı şekilde Çin’de, Küba’da, ya da dünyanın diğer sosyalist ülkelerinde de benzer şekilde görkemli kutlamalar olurdu. Oralardaki işçilerin ne durumda olduğunu düşünce sanırdım ki, bu ülkelerdeki işçiler de yılda bir kere gerçekten bayram ediyorlar.. Bizim ülkemizdeki işçilerden tek farkları vardı; çıkıp sefaletlerini dile getiremiyorlar; bunun müsebbibi olarak da hükümeti suçlayamıyorlardı. Eh, ne de olsa onlar proleterya diktatörlüğü altında yaşıyorlardı, kimi kime şikayet edeceklerdi? Bizim ülkemizin emekçileri en azından kurtlarını dökebiliyorlar, sefaletlerinden sorumlu bir mercii bulup bir güzel protesto edebiliyorlar; hatta bazı işçi temsilcileri daha da cesurane davranıp, proleterya diktatörlüğü bile isteyebiliyor...

Sadece komünist ülkelerde değil, 1 Mayıs bayramı dünyanın birçok ülkesinde kutlanıyor; hem de coşkuyla, görkemli bir şekilde.. Lakin, bir tek bizim ülkemizde bu bayram farklı boyutlarda kutlanır; mutlaka işin içine hır-gür dahil edilir; geleneklerden taviz verilmez.. Bakalım bu sene ne olacak?

İşçi-memur arasındaki anlamsız gizli mücadeleye gelince.. Biri ortaokul terk, diğeri üniversite mezunu iki arkadaşımdan ilki terminale işçi olarak girmişti; ağzında düdük, meydandaki otobüslerin giriş-çıkışlarına nezaret ediyordu; üniversite mezunu olanı da öğretmen oldu. Düdük çalan arkadaşım, tebeşir tutan arkadaşımdan tam üç kat fazla ücret alıyordu, giysi, süt, sabun, fazla mesai, ikramiye gibi ek haklar hariç... Öğretmen arkadaşım bunu görünce şöyle demişti: “Yahu, bir okuyamayıp da düdükçü olamadık!”

Ücret azlığından, ezilmişlikten bahseden işçi temsilcileri, yani bir işçinin 5 katı 10 katı sendikadan maaş alan ağalar, önce bu ülkedeki işçi ile memur arasındaki uçuruma baksınlar... Sahi, siz sendika ağalarının gerçekten işçilerin ezilmiş olduğuna inandıklarına inanıyor musunuz?

ilksayfa