Sakın Ülkücü ve MHP'li olmayın! Tecrübeler, yaşantılar ve olaylar gösteriyor ki, bu ülkede Ülkücü olmak, MHP’li olmak, ateşten gömlek giymeyi göze almak demektir.
Göze almakla kalmayıp, bu gömleği giymek; sonra başınıza gelecekleri peşinen kabul etmek demektir..
Onun içindir ki siz siz olun, başınıza dert almak istemiyorsanız; rahat, huzurlu, zengin, sorunsuz bir hayatınız olsun istiyorsanız Ülkücü ve/veya MHP’li olmayın. Eskaza olmuşsanız da, aynı sıkıntıları yaşamaması için oğlunuzun, kızınızın ya da yeğeninizin Ülkücü ve/veya MHP’li olmaması için elinizden geleni yapın..
Çünkü, bu ülkede hala bazı kesimler ve insanlar, Ülkücü’leri ya da MHP’lileri uzaydan ya da başka bir diyardan gelme canlılar olarak görüyorlar..
Kendilerini fasulye gibi nimetten zannedip, kendileri gibi düşünmeyenleri önce “faşist”likle yaftalayıp meşruiyet kazandıkları yanılgısına düşen bu güruh; bu yaftanın pek işe yaramadığını görünce doğrudan “Ülkücü”, “MHP’li” ya da “eski MHP’li” sıfatlarından medet umar hale geldiler..
Her taşın altında bir MHP’li, Ülkücü arayanların; yaşanan her olumsuz olayın arkaplanında bir Ülkücü ya da MHP’li kimlik bulmaya çalışanların; olumsuz olayın kökeninde ideolojik bir neden olmasa bile, olayın kahramanı eskaza Ülkücü ya da MHP’li ise mal bulmuş magribi gibi, salyalarını akıtanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz..
Medyanın, basının, sivil toplum kuruluşlarının köşebaşlarını tutmuş bu bir avuç salyalı güruh, tapındıkları ideolojilerin ve idollerin yerle bir olmasından duydukları hazımsızlıktan ve dolayısıyla düştükleri umarsız kimlik bunalımdan ötürü olsa gerek; hala bir “düşman” olarak gördüğü Ülkücü-Milliyetçi ideolojiye ve bu ideolojiye gönül verenlere saldırıyor...
Bu “bir avuç güruh” ve yönlendirdikleri “salakşörler” halihazırda 18 Nisan seçimlerinde MHP’nin kazandığı zafere inanamamanın sersemliği içindeler: “Yani nasıl olur arkadaş? Bunlar nasıl olur da bu kadar oy alır? Bunlar kim ki? Bunlar gerici, ırkçı, şovenist değil mi? Türk halkı bunlara nasıl olurda yüzde 18 oy verir?”
İster inanın ister inanmayın, bu salyalı güruh halen bu soruları sorup duruyor, ama bir türlü de cevap veremiyor.. Veremiyor çünkü Türk milletine oldukça ters beyni, bu soruya anlamlı ve tutarlı bir cevap vermeye kafi gelmiyor..
“Eh olan oldu; Türk halkı bu gericileri, ırkçıları, faşistleri işbaşına getirdi; bunu engelleyemeyiz.. Peki böyle boş oturacak mıyız? Meydanı bu şovenistlere mi bırakacağız?”
Salyalı güruh seçimlerden hemen sonra bu soruya cevap aramaya başladı. Sorunun temeli, mantığı ve amacı yanlış ve kasıtlı olunca, bulunan cevap ve çözüm de aynı şekilde yanlış oluyor. Ama onlar için bulunan çözümün yanlış olması hiç de önemli değil; onlar vaktinde ufak beyinlerinin bir yerlerine çöreklenmiş ideolojilerinin güdümünde olduklarından, sadece sakıt amaçları önem kazanıyor. Nedir amaçları? Topyekün hücum.. Hiçbir fırsat kaçırılmayacak..
Amaç: Topyekün hücum.. Felsefe: Çamur at izi kalsın; kamuoyunun zihni bulansın.. Taktik: Her taşın altında Ülkücü ve MHP’li aramak.. Araç: Köşebaşlarını tutmuş yandaş güruh ve salakşörler...
İşte bu salyalı güruh’a göre siz Ülkücü ve MHP’li iseniz ve mesela diyelim ki müteahhitseniz, inşaat işleriyle uğraşıyorsanız, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın açacağı herhangi bir ihaleye girerken çok iyi düşünmelisiniz! Niye? Çünkü Bakan MHP’li.. Büyük ihtimalle bu ihaleyi size peşkeş çekecektir.. Dolayısıyla, Bakanlığın açacağı bütün ihaleler hep Ülkücü-MHP’li müteaahhitlerin olacaktır. Bu güruha göre hiçbir Ülkücü-milliyetçi müteahhit Türkiye’de ihaleye giremez, girmemelidir; çünkü ne de olsa onlar bu vatanın, bu toprağın çocukları değildirler; uzaydan gelmişlerdir; üstelik gerici, ırkçı ve şovenisttirler..
Eğer Ülkücü ve MHP’li iseniz sakın polis, öğretmen, hakim, savcı, kaymakam, subay, doktor, mühendis ya da öğretim üyesi de olmayın.. Ya da bunlardan biri olacaksanız Ülkücü ya da MHP’li olmayın.. Olur ya, hem bunlardan biri hem de Ülkücü ve MHP’li olursanız, bu mesleklerde “faşist kadrolaşma” başlamış demektir; bu meslekler dejenerasyona uğramış demektir.. Irkçıların ve gericilerin yapacağı öğretmenlikten, doktorluktan, polislikten, savcılıktan hayır mı gelir?
Hele hele sanatçı olmaya, sanatın bir dalıyla ilgilenmeye hiç teşebbüs etmeyin.. Ülkücü’den, milliyetçiden sanatçı mı olur? Sanat sadece ve sadece bu ülkede “ilerici”lerin ve “sosyalist”lerin üstesinden gelebilecekleri bir uğraş alanıdır. Onun için eğer Ülkücü ve milliyetçi iseniz, bu güruhun tekelindeki sanat alanlarına hiç bulaşmayın; olur ya bulaşırsanız bu sanat dalları aniden ve büyük bir hızla geriler, hatta yok olur..
Hem genç, hem de Ülkücü iseniz ve üniversitede okumak istiyorsanız hemen bu sevdadan da vaçgeçiniz. Üniversitede okumak kim siz kim? Üniversitede sadece ilerici, aydın, yurtsever gençlik okur.. Kazara üniversiteye girerseniz de mutlaka ve mutlaka bu ilerici ve demokrat gençliğin üniversite özerkliğine engel olursunuz..
Kısacası Ülkücü ve MHP’li olmak gibi, oldukça cesaret isteyen bir macera içine girmeyin.. Oğlunuz ve kızınız varsa, onların da Ülkücü ve milliyetçi olmalarına şimdiden engel olun.. Çünkü bu hazımsız ve kompleksli marksist salyalı güruh ancak ve ancak Türkiye’de tek bir Ülkücü ve milliyetçi kalmayınca rahata ve huzura kavuşur. Gelin onların bu huzura ve rahata kavuşmaları için kampanya başlatalım ve Türkiye’deki Ülkücü ve MHP’li nüfusunu azaltalım.. Ve bakalım görelim, ondan sonra bu güruhun –içinde beyin olmayan- başı göğe erecek mi?