Bir "lider" portresi ve peşindekiler!.. Star gazetesinin manşeti çok güzeldi: “Bekaa’da aslan, İmralı’da köpek!”.. Aslında 30 bin kişinin katili için “benzetme” yoluyla yapılan bu niteleme cuk diye yerine oturuyordu; ama ben yine de bu manşette aslanlara ve köpeklere muazzam bir hakaret yapıldığı kanaatine vardım..
İnsanlıktan nasibini almamış; yüzünde meymenet olmayan, ona bakan her insanda tiksinti uyandıran bir bebek katili için “aslan” ya da “ köpek” benzetmeleri, olsa olsa bu güzel hayvanlara hakaret gibi olur.. Hayvanları Koruma Dernekleri’nin bence bu benzetmeyi protesto etmeleri gerekir..
Yakalandığı günü hatırlayın.. Uçakta Türkiye’ye getirilirken yaptığı ilk konuşmaları hatırlayın.. Daha ilk sözlerinde nasıl bir şahsiyetsiz, korkak, ikiyüzlü ve hain olduğunu ortaya koymamış mıydı? Düşünün ki böyle bir adamın peşinden binlerce insan gidiyor; binlercesi dağlara çıkıyor, eline silah alıyor, -pisi pisine de olsa- bu adam ve bu adamın “dava”sı için ölüyor... Ve bu “lider” bozuntusu, daha ilk anda can korkusuna düşüp pazarlığa yelteniyor; yalakalanıyor, nedamet getiriyor, özür diliyor, beş para etmez canını kurtarmak için elinden geleni yapacağını söylüyor..
Hadi deyin ki, kendisine verilen ilacın etkisinden ya da yakalanmasının yarattığı şoktan dolayı böyle konuştu.. Ama gelin görün ki, bu ar damarı hiç olmayan bu adam, mahkemeye çıkarıldığı ilk gün daha beter bir görünüm sergiledi..
Bizim ne söylediğimiz önemli değil.. Çünkü bu konuda tarafız ve duygusalız.. Lakin Batılı basın organları manşetlerinde bu “adam”ın ne kadar şahsiyetsiz, korkak, hain olduğunu ortaya koydular.. Bu “adam”ın daha ilk günden çöktüğünü, nedamet getirdiğini, bir “lider”den çok korkak bir şahsiyet olduğunu yazdılar..
Bu eşkiya reisi Batılı basın mensuplarını hayal kırıklığına uğrattı.. Ama bizi değil.. Yıllarca bıkıp usanmadan bu adamın nasıl bir kişiliğe, nasıl bir ruh yapısına sahip olduğunu yazdık çizdik söyledik.. Sadece biz değil, bu adi adamın yanında bulunan, hatta bir zamanlar onun peşinde giden yandaşları da aynı şeyleri defalarca söylediler.. Kendi karısını bile “ihanet etti” diye ölüme mahkum eden bir kafa yapısına sahip bu “adam”ın, iki paralık canını kurtarmak için milyonlarca kişinin önünde nedamet getirip, yalakalanacağı zaten belliydi.. Bu yüzden bizler şaşırmadık..
Bizim şaşırdığımız, üzüldüğümüz ve hatta akıl erdiremediğimiz şey, hala bu şahsiyetsizin peşinden giden beyinsizlerin, nasıl olup da böyle bir dangalaklık içinde inat ediyor olmalarıdır..
Bu “adam” daha ilk günde hem “dava”sını, hem de hala peşinden giden insanları satıyor; ve fakat, beyni yıkanmış aptallar sürüsü hala bu gerçeği idrak edemiyorlar.. Kendini bile inkar edebilecek kadar kişilik düşkünü bu adam, bugüne kadar onbinlerce insanın canına mal olan bir “mücadele”yi, salt kendi hayatını kurtarmak adına silip atıyor ve gariptir ki, bu “mücadele”ye inanan aptallar sürüsü de hala bu adamın peşinden gidiyor; uğruna kendilerini yakıyorlar.. Bu nedir? Bu bence, bu adamdaki şahsiyet bozukluğunun, kanı bozukluğunun, insanlıktan nasibini almamışlığın, aynı şekilde kendisinin peşinden gidenlerde de mevcut olduğunu ortaya koyan bir göstergedir..
Bu “adam” canını bağışlarlarsa akan kanı durduracağını, dağdaki eşkiyayı indireceğini, aksi durumda daha kötü şeylerin olabileceğini söylüyor.. Yüzsüzlük, utanmazlık ve ahlaksızlık bu adamın genlerinde olmalı.. “Ya beni affedin, ya da daha kötü olur” diyerek, güya şantaja yönelen bu şahsiyetsiz daha da ileri gidip “ölenler öldü, olan oldu, ileriye bakalım” diyebilecek kadar da yüzsüzlük sergileyebiliyor..
Örgütün ikinci adamı idama mahkum edilmişken ve bu caninin de aynı akıbetle karşılaşması büyük ihtimalken, hala bu adamın “yaşaması” gerektiğini söyleyen ve bunu da gerek “DGM”, gerekse “insan hakları” teraneleriyle ilişkilendiren malum kalemşörlere ve örgütlere ne demeli? Galiba onlar da, bu adamla aynı genleri taşıyorlar.. Utanmazlık, ikiyüzlülük, şahsiyetsizlik bunların da genlerinde olmalı..
Yapılagelen duruşmalar süresince çizdiği zikzaklı kişilik örüntüsüyle bu caninin ne kadar güvenilmez, inanılmaz biri olduğu ortaya çıktı.. Bu caninin, kendi iki paralık canı için satmayacağı hiçbir şeyin olmayacağı da ortaya çıktı.. Yarınki duruşmalarda bu cani kendisi gibi elikanlı kardeşini de satacaktır; tıpkı karısını ve “dava”sını sattığı gibi..
Yaptıklarının yanına kalmayacağı, hakettiği cezayı alacağı ve layık olduğu yere gideceği bellidir bu caninin.. Bundan kimsenin şüphesi yok.. Aksi bir neticeyi kimse beklemiyor..
Fakat önemli olan, hala bu caninin peşinden giden ve bir “dava”sı olduğuna inanan cahil gençlerin akibetidir.. Onların önünde bulunmaz bir fırsat var.. Lider sandıkları caninin düştüğü durumu ve yaptıklarını görerek, gittikleri yolun yol olmadığının idraki içinde bu yoldan hemen dönebilirler.. Ya da, başka bir “lider” çıkarsa, onun peşinden de sürüklenerek sonu belirsiz bir uçuruma doğru yol alırlar..
***
Bir şehit annesi “bir oğlumu şehit verdim; gerekirse torunumu da şehit veririm; bu milleti, bu devleti bölmeye kimsenin gücü yetmez” diyor gururlu ve kararlı bir şekilde..
Apo denilen pisliğin peşinden karanlıklara sürüklenen cahiller, en azından bu şehit annesinin bu sözünden birtakım dersler çıkarsalar.. gittikleri yolun beyhude bir yol olduğunu kestirmeden anlayabilirlerdi..