Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 
Gündemdekiler

Talabani ile Barzani, ABD’de biraraya gelip, Amerikalıların diktelerini kabul ediyorlar. El sıkışıp anlaşıyorlar. Bu iki müzmin dönek bundan önce de bir çok kez sarılıp öpüşmüşlerdi. Merak etmeyin çok yakında yine kapışacaklar. 
Çünkü, bu ikisi -özellikle de Talabani- bölge siyaset tarihinde kişiliksiz, ilkesiz ve ahlaksız politikalarıyla, ABD’ye verdikleri sözü de tutmayacaklar ve hırlaşacaklar. Çünkü onların mayaları bozuk. Bu iki “kahraman” bir çok kez Türkiye’ye de söz vermişlerdi. Barzani kısmen diğer döneğe nazaran daha haysiyetli olduğundan pek sorun çıkarmıyordu. Ama Talabani, arkanızı döndüğünüzde hiç tereddüt etmeksizin hançerleyecek bir kişilik ve kafa yapısına sahiptir. PKK konusunda Türkiye’ye karşı verdiği sözleri ve taahhütleri ve sonra da bunları nasıl yerine getirmediğini bir hatırlayın... 
Son olarak, Ankara sürecine rağmen, gittiler ABD’nin şefkatli kolları altında “anlaştılar”. Yarın bir başka ülke, mesela Almanya ya da İngiltere çağırsa oraya da giderler ve yine anlaşma imzalarlar. Bu yeni anlaşmanın kısa bir süre önce imzalanan anlaşmaya tamamen ters olup olmaması önemli değildir. İlkesi ve şahsiyeti olmayan insanlar için bu tür anlaşmalar pek önemli değildir. Çünkü bu ikisi, bir çok ipin takılı olduğu kuklalardır. Kim nereye ve nasıl çekerse oraya giderler, söyleneni yaparlar. Korkaktırlar, kalleştirler ve haindirler. Kendi adamlarını bile çok kolay satabilirler...
***
Batı’daki “PKK lobisi”nin tuzağına nihayet İtalya’da düştü. Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda, İsveç derken İtalya’da bu kervana katıldı. Türkiye’nin onca “gayret”ine ve “tepki”sine rağmen, sözde kürt parlamentosuna kucak açtı. 
Bugün İtalya, yarın bir başka Avrupa ülkesi... Her yıl bir Batı ülkesinde bu parlamentoyu toplayacaklar ve şov yapacaklar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Çok çok önceden hazırlanan senaryo hiç aksaksız uygulanıyor. Bu sözde parlamentonun, Talabani ile Barzani’nin ABD’de kucaklaşmasıyla aynı günlerde toplanması bir tesadüf müdür? 
Bir kaç tane çapulcu milletvekili İtalya’da bir araya gelip “yemin” ediyor. Bağımsız bir kürt devleti için yemin ediyorlar. Biz onların “yemin”lerini biliyoruz. Türkiye’de de Meclis’te yemin eden bazı milletvekilleri vardı. Yemin, tutulmak için, yerine getirilmek için edilir. Şahsiyetli, namuslu, şerefli, dürüst insanlara mahsustur. Ettiği yemini yerine getirmeyenler ya da getiremeyenler yukarıdaki bu bir kaç sıfattan mahrum demektir. Bu yüzden, İtalya’daki birkaç çapulcunun ettiği “yemin”in kıymeti harbiyesi yok. Yukarıdaki sıfatlardan mahrum oldukları için bu yeminlerini tutamazlar; ya da bu yemini tutamayacakları için namussuz, şerefsiz, kişiliksiz ve ahlaksız olacaklardır. Bu kadar basit...
***
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, gözaltına alındığı gün, polislerin arasında bas bas bağırıyordu: Yanlışlık yapılıyor! 
Doğu Perinçek’in nasıl bir insan olduğunu bilmeyenimiz var mı? Muhtemelen vardır. Özellikle de genç arkadaşlar bu adamı tanımıyor olabilirler. Hatta, onun son zamanlardaki “baş”yazılarına ya da söylemlerine bakıp, “yahu, bu bizden bile milliyetçiymiş” bile diyebilirler. “Üniter” devlet üzerine kestiği ahkamlara bakıp, maruz kaldığı davranışa kızıp, onun adına üzülebilirler!...  İçimizde böyle düşünecek kişi sayısı eminim ki çok azdır. Söylemlerine bakıp, kafasında “acaba” şüphesi olan genç arkadaşlara da tavsiyemiz, 1980 öncesi Aydınlık gazetelerinin manşetlerine baksınlar. Orada, onlarca, yüzlerce milliyetçi-ülkücü insanın, komünist namlulara hedef gösterildiğini göreceklerdir. 80 öncesi misyonu ve kıblesi belli bir adamın şimdilerde hoşumuza gidecek sözler söylemiş olması onu vicdanımızda ya da mantığımızda affetmemize gerekçe oluşturmaz. 
***
Tayyip Erdoğan’ın mahkum edilmesi ve siyasi hayatının sona ermesine kendi adıma üzüldüm. O, her şeyden önce iyi bir belediye başkanıydı. Mensup olduğu partinin A’dan Z’ye hiçbir görüşünü benimsememiş olmam, İstanbul’da bir süre yaşamış olmam hasebiyle, Erdoğan’ın İstanbul’a çok şeyler kazandırmış biri olduğu gerçeğini inkar etmemi gerektirmiyor. Bu sebeple üzüldüm...
Ama benim üzülmem önemli değil. Asıl üzülmesi gerekenlerin üzülmemesi önemli. Bunlar kim? Partisinin üst düzey şahısları olmalı değil mi? Mesela partinin genel başkanı... Gelin görün ki durum öyle değil.
Önlerindeki en önemli engel ortadan kalktığı için neredeyse kurbanlar kesip, davul-zurna çalacaklar. Velakin ayıp olmasın diye bunu yapamıyorlar. Aksine, çok üzüldüklerini beyan ediyorlar. “Timsah gözyaşları” derler ya, bunlarınki o hesap. 
***
Gazeteler bir zamanlar kartondan evler, arabalar, uçaklar verirdi. Sonra iş tabak-çanak, çarşafa döküldü. Şimdi de sırada kasetler var. Gazeteler her gün bir kasetle okuyucularını “bilgilendiriyorlar”... Benim merakımı çeken, her kaseti bir başka gazetenin vermesi. Yani, o kasetler nasıl oluyorsa farklı farklı gazetelerin eline geçiyor? Önce televizyon ekranlarına “az sonra” işkencesiyle yansıyan bu kasetler, ertesi gün aynı kartelin gazetesinde yayınlanıyor. İşe bakın, yıllarca aleyhinde atıp tuttukları Çakıcı, şimdi onlara bedava promosyon sağlıyor. Temiz toplum, yerini temiz promosyona bırakmış olmalı...

ilksayfa