Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 
"Seni seviyorum" diyebilmek...

Bir yılın her gününü, her haftasını belirli bir temaya ayırıp, o günlerde ve haftalarda “anlamlı” faaliyetlerde bulunmak artık adet haline geldi... Sigarayı bırakma gününde sigaraların zararından ve mutlaka bırakılmasından dem vurulur... Anneler gününde anneler hatırlanır, onlara çiçekler verilir, elleri öpülür... Sevgililer gününde de sevgililer birbirlerine sevgi içerikli sözler eşliğinde hediyeler verir...
Dün “sevgililer günü” idi.. Kim icat etmiş, nasıl icat etmiş bilmiyorum ama, 365 gün içinden 14 şubat tarihi bu güne tahsis edilmiş; iyi ki de  edilmiş...
Bazı günlerin anlamlı, bazılarının gereksiz olduğu tartışılır.. Mesela bazıları Anneler Günü olayına olumsuz yaklaşırlar ve derler ki “anneler senenin bir günü değil her gün değerlidir, bütün günler onlarındır”... Böyle derler de, senenin diğer kalan günlerinde pek de bu sözlerine uygun davranmazlar... Bazılarına göreyse, hiç olmazsa senenin bir günü de olsa, annelerimizi hatırlıyoruz, onlara sevgimizi sunma fırsatı buluyoruz...
Sevgililer gününde de birbirlerini seven insanların, sözle ya da bir hediye ile birbirlerini hatırlamaları güzel bir şey... Bazı insanlar vardır ki duygularını, hissettiklerini karşısındaki insana söyleyemez; söylerken zorlanır.. Böyle bir gün, işte bu tür insanlara bir şekilde duygularını dile getirme fırsatı veriyor... Biraz zorlamalı ve dayatmalı olsa da, bir insan diğer insana sevdiğini söylemek durumunda kalıyor...
Peki, insanlar niçin karşısındaki insana, onu sevdiğini söylemekte zorlanır? Niçin, “seni seviyorum” kelimesini telaffuz etmekten çekinir, kaçınır? Kalbinde, yüreğinde, ruhunda hissettiği bir şeyi niçin dile dökemez, dillendiremez?
Bu biraz insanın kişiliğiyle olduğu kadar, içinde yaşadığı toplumun kültürüyle de ilgili galiba... Yetişme tarzı, içinde bulunduğu çevre, ailesinden ve geleneklerinden aktardığı davranış biçimi belki de bizim insanımızı, duygularını dile getirme konusunda kısıtlıyor...
Bazı insanlar karşısındaki insana “seni seviyorum” derken utanabilir, sıkılabilir, çekinebilir... Bunu söylediği zaman karşısındaki insandan bir şekilde tepki göreceğini sanabilir.. Karşısındakine sevgisini dile getirdiğinde, sevgisinin karşılıksız çıkabileceği tehlikesinden korkabilir... Dile getirilmeyen sevginin, karşısındaki tarafından da dile getirilmeyeceğini aklına bile getirmez oysa... Böylece sevgiler, dile dökülmeksizin, yüreklerde saklanıp kalır...
Gariptir ki, çoğumuz annemize, babamıza ve kardeşimize bile onun sevdiğimizi söylemeyiz. Buna gerek duymayız belki de... Çünkü deriz ki, ben zaten onları seviyorum, bunu ayrıca sözle belirtmemin anlamı var mı?
Oysa var ve olmalı... İnsanlar, duygu biçimi ne olursa olsun, karşısındaki insana sevgisini dile getirebilmeli... Bunu karşısındaki insana hissettirmenin binbir  türlü yolu olsa bile, insanlar karşısındaki insandan “sevgi” içerikli sözler duymak istiyor..
Kültür olarak bizler sevginin ve hoşgörünün yoğurduğu, harmanladığı bir ırkın mensuplarıyız. Sözümüzde, türkümüzde, şarkımızda, şiirlerimizde, romanlarımızda, filmlerimizde hep sevgiyi işleriz.. Kimbilir belki de, sevdiğimiz insana onu sevdiğimizi bu tür dolaylı araçlarla ilettiğimiz içindir bu...
Duygularımızı yönelttiğimiz nesne kim olursa olsun, ne olursa olsun, onu doyasıya ve yürekten severiz de, o iki kelimeyi söylememekte de ısrar ederiz. Sanki o sözü söyleyince, karşımızdaki insana duyduğumuz sevginin azalacağını, büyüsünün bozulacağını ya da o sevgi ilişkisinin yozlaşacağını sanırız... Ve yanılırız...
Bir yerde okumuştum, bir baba ile oğulun hikayesini... Yıllarca birbirlerinden uzak kalmış; birbirleriyle sıcak ilişkiler kuramamış, telefon görüşmelerinde bile oldukça resmi imiş bu baba ile oğul... Bir gün baba hastalanıyor, hastaneye yatıyor... Oğlu onu ziyarete gidiyor... Babasının haline görüyor, üzülüyor ve ona ilk defa onu sevdiğini söylüyor... Babası da ona... İlk birbirlerine doyasıya sarılıyorlar, ağlıyorlar... Oğul ondan sonra her gün babasını ziyaret ediyor; ona onu sevdiğini söylüyor... 
Niçin insanlar karşısındaki insanlara, onları sevdiklerini söylemek için beklerler ve son anı beklerler? Niçin insanlar, daha erken ve zamanında yaşayacakları duygu yoğunluğu ve mutluluğu geç vakte bırakırlar?
Sevmek ve mutlu olmak, ancak bunları elde etmeye çalışmakla olur... Karşısındaki insana onu sevdiğini dile getiremediği için sevdiği insanı kaybeden ve bir daha da kazanamayan insanlar yok mu çevremizde... Elbetteki var...
Biz onlardan olmayalım... Sevgiler günü, ister kınayın ister kınamayın ama, en azından, hiç olmazsa  insanların birbirlerine “seni seviyorum” deme fırsatı bulabildikleri bir gün... Bugünleri kendimiz çoğaltıp, her günümüzü sevgimizi dile getirdiğimiz günler haline getirebiliriz... 
Biz insanız ve “sevgi” insanoğlunun en güçlü duygusu çünkü...

ilksayfa